Genel

Resilience Nedir?

Hepimiz kendimize soralım; acaba ne olursa her türlü zorluğa rağmen kendi yaşam yollarımızı kararlılıkla, vazgeçmeden yürürüz?

İnsana dair yapılan çalışmalar, duyguların davranışlar ve yaşam kalitesi üzerindeki etkileri ile ilgili oldukça detaylı sonuçlar sunuyor. Bu araştırma ve çalışmalar açıkça gösteriyor ki insan duygu varlığı ve duyguların insan sistemi üzerinde bazı otomatik ve tanımlı etkileri var. Ve yine bilim gösteriyor ki, insanı insan yapan en önemli özellik, bu otomatik ve tanımlı etkilerin farkında olmak ve onları yöneterek yaşamda kararlılıkla ilerlemek.

Duyguları iki ana grupta topluyor bilim; olumlu duygular ve olumsuz duygular. Her iki duygu grubunun da davranışlar üzerinde bir takım otomatik etkileri var. İyi bir şeyler deneyimlendiğinde ortaya çıkan sevinç, mutluluk, huzur, coşku gibi olumlu duygular insanı geliştirirken, aksi ve ters giden olaylar sonrasında ortaya çıkan üzüntü, kızgınlık, kaygı, korku gibi olumsuz duygular insanın kendini kapatıp korumaya almasına ve kısıtlı seçeneklerle yaşamasına neden olabiliyor. Bunun yanı sıra, yaşanan olumsuz deneyimler sonrası ortaya çıkan olumsuz duygular, diğer tüm mevcut duyguları otomatik olarak ortadan kaldırabilecek bir “yok etme” etkisi yaratabiliyorlar. Bu etki devreye girdiğinde insan sadece o andaki olumsuz duyguyla baş başa kalarak, vazgeçme ve devam etmeme kararları verebiliyor.. Bunu kendini koruma altına almak için yapıyor.

Koruma modundan kurtulup, ilerleme moduna geçmeyi başarmaya, tek bir kelime ile “resilience” deniyor. Resilience’ın bana göre en basit karşılığı bütünü görme, esnek olma ve kararlılıkla tekrar yola devam edebilme becerilerini harekete geçirebilmek. Yani insanın sahip olduğu en güçlü özelliklerden biri olan kırılmadan eğilebilme ve yeniden orjinal hale ve hatta daha iyisine doğru dönebilme kapasitesini kullanmak.

Resilience’ın kendini gösterebilmesini destekleyen en güçlü kavramlardan biri gerçekçi iyimserlik kavramı.


Gerçekçi iyimserliği, başımıza gelenlere daha objektif bir gözle bakmamızı sağlayan bir tür bütünü görme becerisi olarak tanımlamak mümkün, yani tek başına iyimserlikten, bardağın sadece dolu tarafını görmekten daha farklı bir tanımı var. Bu beceri en yalın haliyle bize şunu söylüyor, başına geleni anla, o an için ne hissediyorsan hissetmeye izin ver, sonra dur, dışardan bak ve incele, yaşadığın durumun bütününde neler olup bitiyor, yaşadığın zorlu durumun yanında ve beraberinde neler oluyor fark et, fark et ki olumsuzun “yok etme” etkisini ortadan kaldırabilecek neler var keşfedebil ve sonra da bu keşifle ve elindeki tüm kaynaklarla bugünden sonra neler yapmak istediğini, nelerin senin için önemli olduğunu bul veya hatırla ve sonra tekrar yola devam et.

Gerçekçi iyimserliğe geçebilmek de burada yazılan kadar kolay olmayabiliyor. Çünkü bilinçaltımızdaki negatif doluluk yüzünden olması gerekeni göremiyoruz.

NEFES SEANSLARI da tam da bu nokta da mucize yaratıyor. Mucizesi nedir mi? O negatif doluluktan sizi çıkartıp gerçekçi iyimserliğe ve dolayısıyla kendi hayatınızda daha farkında, “yok etme” etkisinden çıkıp yola devam edebilecek kendi içsel gücümüzü ortaya çıkartıyor.

Sende kendini keşfetmek istiyorsan, hayatında atamadığın adımları atmak istiyorsan, yaşam yolculuğunda kararlılıkla vazgeçmeden devam etmek istiyorsan, seni NEFES SEANSLARINA davet ediyorum.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir